Diş ağrısının birçok nedeni olabilir. En sık görülenler:
.
Özellikle kanal tedavisiyle kurtarılabilecek bir dişin yalnızca ağrıdığı için çekilmesi doğru yaklaşım değildir. Öncelikle dişin restoratif olarak ve periodontal açıdan kurtarılabilirliği değerlendirilir.
1. Pulpa dokusunun parçalanması
Kanal tedavisinden önce pulpa dokusunun nekroze olması ve içeride kalan kan ürünlerinin dentin tübüllerine geçmesi dişin koyulaşmasına neden olabilir.
2. Pulpa içindeki kanama
Travma veya pulpanın çıkarılması sırasında oluşan kanama sonrasında hemoglobin ve diğer kan ürünleri dentin içinde renklenme oluşturabilir.
3. Kanal tedavisi materyalleri
Bazı eski kanal patları ve materyaller, özellikle materyalin pulpa odasında bırakılması durumunda zaman içinde renklenmeye yol açabilir.
4. Pulpa odasında artık doku veya materyal kalması
Kanal tedavisinden sonra pulpa odasında kalan nekrotik doku, kan artıkları veya kanal dolgu materyalleri renk değişikliğine katkıda bulunabilir.
5. Travma
Diş kanal tedavisinden önce travmaya uğramışsa, travmanın kendisi dişte koyulaşmaya neden olabilir. Bu durum özellikle ön dişlerde belirgindir.
6. Koronal restorasyonun renk değiştirmesi
Bazen renk değişikliği dişin içinden değil, eski kompozit, dolgu veya başka restoratif materyalden kaynaklanabilir.
Genellikle kanal tedavisi ağrılı değildir. Modern anestezi sayesinde işlem sırasında diş ve çevresi uyuşturulur; hasta çoğunlukla yalnızca basınç veya hafif titreşim hisseder.
Kanal tedavili bir dişin belirli bir “son kullanma tarihi” yoktur. İyi yapılmış bir kanal tedavisi ve doğru restorasyonla diş 10–20 yıl, hatta ömür boyu ağızda kalabilir.
Dişin ömrünü en çok etkileyen faktörler:
Kanal tedavisinin kaç seans süreceği, dişin durumuna, enfeksiyonun varlığına, kanal anatomisine ve tedavinin ilk kez mi yoksa yeniden mi yapıldığına göre değişir.
Genel olarak:
1. İlk saatlerde dişi kullanmayın
Anestezinin etkisi tamamen geçene kadar yemek yememek, dudak veya yanağı yanlışlıkla ısırmayı önlemek açısından önemlidir.
2. Tedavi edilen dişle sert gıdalar tüketmeyin
Özellikle dişin üzerinde geçici dolgu varsa, kalıcı restorasyon yapılana kadar sert ve yapışkan gıdalardan kaçınılmalıdır. Kanal tedavili dişlerde kırılma riski, özellikle fazla miktarda diş dokusu kaybedilmişse artabilir.
3. Kalıcı dolguyu veya kuronu geciktirmeyin
Kanal tedavisinin başarısında yalnızca kök kanallarının tedavisi değil, dişin üst kısmının iyi bir şekilde kapatılması ve korunması da önemlidir. Dişin durumuna göre kompozit dolgu, onlay veya kuron gibi restorasyonlar planlanabilir.
4. Hafif hassasiyet normal olabilir
Tedaviden sonra birkaç gün boyunca çiğneme sırasında hassasiyet veya hafif ağrı görülebilir. Özellikle tedavi öncesinde enfeksiyon bulunan dişlerde bu durum daha belirgin olabilir.
5. Ağız bakımınıza devam edin
Kanal tedavisi yapılmış olması dişin tekrar çürümeyeceği anlamına gelmez. Diş fırçalama, diş ipi veya arayüz temizliği ve düzenli kontroller devam etmelidir.
6. Şiddetli veya giderek artan ağrıyı önemseyin
Şiddetli ağrı, belirgin şişlik, ateş, dişin kapanışta aşırı yüksek hissedilmesi veya şikâyetlerin giderek artması durumunda diş hekiminizle iletişime geçilmelidir.
Kanal tedavisinden sonraki ilk birkaç gün içinde, özellikle ısırırken veya üzerine basarken hassasiyet görülebilir. Kök çevresindeki dokular tedavi sırasında etkilenmiş olabilir.
Genellikle zamanla azalır.
Tedavi öncesinde kök ucunda enfeksiyon veya iltihap varsa, kanal tedavisi sonrasında bu bölgenin iyileşmesi zaman alabilir. Radyografik iyileşme, hastanın ağrısının geçmesinden daha uzun sürebilir.
Kanal tedavisinden sonra yapılan dolgu kapanışta biraz yüksek kalırsa, dişe her ısırmada normalden fazla kuvvet gelebilir.
Bu durumda özellikle çiğnerken veya dişe bastırınca ağrı oluşabilir. Basit bir kapanış düzenlemesiyle sorun çözülebilir.
Kanal içerisinde yeterince temizlenmemiş veya enfekte kalmış bir alan varsa, tedaviden sonra da enfeksiyon devam edebilir.
Bunun nedenleri arasında:
bulunabilir.
Dişin üst kısmındaki dolgu veya kuronda sızıntı oluşması ya da yeni çürük gelişmesi, bakterilerin kanal sistemine tekrar ulaşmasına neden olabilir.
Bu durumda retreatment (kanal tedavisi yenileme) değerlendirilebilir.
Kanal tedavisi yapılmış bir dişte özellikle çiğnerken keskin ağrı varsa çatlak veya kök kırığı da değerlendirilmelidir.
Bu tür durumlarda yalnızca kanal tedavisini tekrar etmek sorunu çözmeyebilir.
Bazen hasta ağrıyı kanal tedavili dişinden geldiğini düşünür ancak ağrının kaynağı komşu bir diş olabilir. Bu nedenle doğru tanı için yalnızca ağrının hissedildiği dişe bakmak yeterli değildir.
Kanal tedavisi sonrası ne zaman diş hekimine gidilmesi gerektiği, ağrının şiddetine ve süresine göre değişir.
Kanal tedavisinden sonraki ilk birkaç gün hafif ağrı veya özellikle çiğnerken hassasiyet görülebilir. Önemli olan şikâyetin genel olarak giderek azalmasıdır.
Özet: Ağrı hafif ve her gün azalıyorsa genellikle takip edilebilir; şiddetli, artan veya şişlikle birlikte olan ağrıda beklememek gerekir.
Kanal tedavisi sırasında kanal aletinin kırılması, endodontide görülebilen bir komplikasyondur. Ancak “alet kırıldı = diş çekilecek” anlamına gelmez. Karar, kırılan parçanın konumuna ve dişin enfeksiyon durumuna göre verilir.
Size “kanal aleti kırıldı” denildiyse, öncelikle endodontist tarafından değerlendirilmeniz uygun olur. Gerekli durumlarda farklı açılardan periapikal röntgen veya CBCT ile parçanın konumu belirlenebilir.Özellikle mikroskop altında çalışan bir endodontist, parçanın çıkarılabilir olup olmadığını ve çıkarmanın dişe sağlayacağı faydanın oluşturacağı riskten daha fazla olup olmadığını değerlendirebilir.En önemli nokta: Aleti çıkarmak her zaman en iyi seçenek değildir. Amaç yalnızca metal parçayı çıkarmak değil, dişi mümkün olduğunca güvenli şekilde uzun süre ağızda tutmaktır. .
Mümkün olan en kısa sürede değerlendirilmelisiniz, özellikle:
Çoğu durumda kırığın durumuna göre seçenekler vardır. Kırık yalnızca mine veya dentinle sınırlıysa kompozit restorasyon veya başka bir restorasyon yapılabilir.
Kırık pulpa dokusuna ulaştıysa kanal tedavisi ve ardından uygun restorasyon gerekebilir.
Kırık köke kadar ilerlemişse veya dikey kök kırığı varsa durum daha farklı değerlendirilir ve bazı vakalarda dişin çekilmesi gerekebilir.
Önemli: Dişin kırılması, otomatik olarak kanal tedavisi veya çekim gerektiği anlamına gelmez. Kırığın derinliği ve yönü klinik muayene ve gerekirse röntgenle belirlenmelidir.
UYARI
Sitedeki bilgiledirme amacı ile yazılan makalelerin İzinsiz, referans bağlantı verilmeden kullanılması yasal değildir ve arama motoru sıralamalarında sitenize olumsuz yönde etki edecektir.
Web Sayfamızda yer alan her türlü bilgi, değerlendirme, yorum ve görüntüler kişileri bilgilendirmeye yönelik olup, hiç bir şekilde kişinin doktorundan bağımsız teşhis ve tedaviye yönlendirilmesi anlamına gelmemektedir.
Telif Hakkı © 2019 drkeremaşkın - Tüm Hakları Saklıdır.
Bu web sitesinde çerez kullanılır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek, çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.